• TARİH: 23.10.2019
Yeşilçam Filmleri hafızalarımızda neden kalıcı?

Yeşilçam Filmleri hafızalarımızda neden kalıcı?

Yeşilçam sinemasının büyüsüne inananlardan mısınız bilmiyorum ama, Yeşilçam sineması dendiğinde akıllara hep şunlar gelir. Acı, kahkaha, komedi, gerçek yaşam, yitirilmemiş değerler, samimi duygular, gerçek aşklar, güldürü ustaları, ezberlemekten bıkmadığımız replikler. Türk sineması müzikleri. Yeşilçam sinemasının çekildiği sokaklar, Yeşilçam sinemasına hayat veren usta oyuncular. Önemli senaristler ve usta yönetmenler.

Türk sinemasının siyah beyaz dönemlerinden itibaren başlayan sinema furyası her ne kadar 1980 yıllarında erotizim ile batağa saplansa da en geriden günümüze kadar geldiğimzde her geçen gün yeni, kalıcı ve hafızalardan silinmeyecek filmlerin olmadığını anlayabiliriz. Yeşilçam sinemasına özlem her 10 yıldı bir değişkenlik göstermektedir.

Yeşilçam sinemasın denildiğinde, Kartal Tibet, Cüneyt Arkın, Ediz Hun, Tarık Akan, Şener Şen, Halit Akçatepe, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Hulusi Kentmen, Münir Özkul, Hüseyin Peyda, Erol Taş, İlyas Salman, Erdal Özyağcılar, İhsan Yüce, Yılmaz Güney, Ali Şen, Turgut Özatay ve belki de sayamayacağımız pek çok aktör yer alırken, aynı şekilde Hale Soygazi, Gülşen Bubikoğlu,Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray, Müjde Ar, Meral Zeren, Ayşen Gruda, Itır Esen, Adile Naşit,  Filiz Akın ve yine sayamayacağımız usta aktrislerin sanki gerçek bir hayatı canlandırıyormuşçasına kenetlendiğimizi biliyoruz.

Yeşilçam ruhunu taşıyan repliklerini unutmadığınız, her sahnesini kare kare hatırladığınız günümüz Türk sinemasından bir film söyleyebilir misiniz?

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

4 yorum

  1. Eski Yeşilçam filmlerini çok severim ama favorim Ertem Eğilmez’in ” Sev Kardeşim” Bu film hakkında Üniversitelerde Yeşilçam’ın eski filmleri hakkında bir çok araştırma yapılmış,bir çok söz söylenmiş.Ama kanımca çoğumuz bu eski Yeşilçam filmlerini izlerken o “eski” toplumu ya da geçmişimizi özlüyoruz.Çünkü bu filmler önce “güzel” olmaya, güvende hissedebilmeye,evimizin kapıları yüreğimiz gibi dünyaya ardına kadar açık bir dünyayı öğretiyor.Bu filmler bize iyi kalpliliğin enayilik olarak görüldüğü,saflığı suistimal edildiği, nezaketle dalga geçilen bir dünyada, kendi düş dünyasını kuruyor. Bize “hoş yalanlar”söylüyor.

  2. Ayrıca Evinde,işinde, mahallesinde gördüğü ve başa çıkmakta zorlandığı,hayata karşı sürekli alarm halinde bulunmak zorunda kalan izleyicilerin bu filmleri izlerken bahsettiğimiz kaygıları hiç yaşamayan, başkasına da yaşatmayan insanlarla karşılaşması ve öyle insanlarla birlikte yaşamak istemesi de Yeşilçam filmlerinin sevilmesinde başka bir etken. Tabi burada o çok kıymetli Yeşilçam emekçilerini saygıyla anmadan geçmek olmaz.Yıldızından figuranına kadar özel hayatlarını gizli tutan,sansasyonel aşklarla değil oyunculuk gücüyle anılan,yıldızlardan set işçisine,figuranına kadar arkadaş olduğu,çoğu yıldızın mütevazi bir hayat sürdürdüğü,aynı zamanda oyunculuklaırnın yanı sıra,toplumun sornlarının içinde, kafa yoran çözüm üreten oyunculardı.Senaryolarda küfür ve hakaretin olmadığı en fazla usturuplu argo kullanıldığı güzel filmlerdi.Bu nedenle özlüyoruz herhalde

  3. Günümüzde maddi anlamda başlayan hızlı tüketim furyasına duygular da dahil oldu. Her ne kadar yabancı yapımlar, günümüz yerli yapımları, bağımsız filmler, birçok duygu, düşünceyi, teknolojigi, üfopik ya da distopik bir fikri yani aklınıza gelebilecek herhangi bir fikri yansıtacak çeşitliliğe sahip olsa da Yeşilçam filmleri birçoğumuz için hala unutulmaz. Maddi alanlarda hızlı tüketime alıştığımız gibi çağa ayak uymak adınaduygularımız dabu hızlı tüketimin esiri oldu.
    Yüzeysel arkadaşlıklar, tek gecelik aşklar, sabır seviyemizin azalması, bireyselliğin bencilliğe doğru kayması gibi. Hal böyle olunca hepimizin içinde eskiye dair bir özlem oluyor. Hem bu özlemi giderecek hem de kaybettiğimiz duyguları hatırlatacak şeylerden biri de Yeşilçam filmleri.
    Her ne kadar hepimiz bu düzenin bir parçası olsak da en derinlerdeki saf, temiz duygulara özlem duyuyoruz ve hatırlamak iyi hissettiriyor. Yeşilçam sineması da bu özlem duyduğumuz şeyleri en samimi şekilde verdiğinden seneler boyunca hatırlanmaya devam edecektir.

  4. Mevzubahis yeşilçam filmleri olunca akla birçok filmler ve replikler geliyor. Her sene mutlaka yaz aylarında izlediğim ‘Ah nerede’ filmi.
    Tarık Akan’ın otobüsün üstünden cama sarkıp, Gülşen Bubikoğlu’na kur yaparken, aralarında geçen replikler hepimizi gülümsetecektir;

    -Nerede bekleyeyim sizi?
    -Cehennemde.
    -Kaçta orada olacaksınız?

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar