Kan donduran 10 kadın cinayeti!

Kan donduran 10 kadın cinayeti!

Kan donduran 10 kadın cinayeti!

Kadın cinayetleri yalnızca ülkemizin değil tüm dünyanın en büyük sorunları arasında. Bu konuda yasalar her ne kadar katı cezalarla donatılmış olsa da sonuçlar maalesef değişmiyor. Türkiye’de kadın cinayetleri platformları, sivil toplum örgütleri, kadın cinayetlerini durduracağız platformu gibi kurumlar olmasına karşın tüm zamanların en korkunç kadın cinayetleri hafızalardan silinmemekte ve her gün bu cinayetlere bir yenisi daha eklenmektedir. Kadın cinayetleri istatistik olarak bakıldığında her yıl sayısı giderek artış gösterdiği görülmektedir. Kadın cinayetlerinin temel nedenleri arasında da ekonomik şartlardan çok psikolojik sorunlar yer alıyor ve en çok kullanılan cinayet aleti ise kesici ve delici aletler olduğu saptanmıştır.

Kadın cinayetleri 2019 yılında da dur durak bilmedi. Hergün yeni kadın cinayetleri haberleri ile uyandı Türkiye. Kadın cinayetleri 2018 yılında alınan tüm önlemlere rağmen artmaya devam etti. Kadın cinayetleri isimleri gazete ve internet sitelerinin manşetlerini kirletirken kadın cinayeti davalarının sonuçları da herkes tarafından pür dikkat izlendi. Son 10 yılda kadın cinayetleri sayısına bakıldığında tablo oldukça ürkütücü.

Aşağıda tüm yılların en çok konuşulan dehşete düşüren ve kan donduran 10 kadın cinayetinin masum kurbanlarını göreceksiniz. Genç bedenler ve yarına umutla bakan insan hayatları maalesef ölümün soğukluğunda kaybolup gitti. İşte o kaybolan ve hayatı çalınan kadın cinayetlerinden bazıları.

Münevver Karabulut
Münevver Karabulut

1-Münevver Karabulut cinayeti

Takvimler 3 Mart 2009 tarihlerini gösteriyor. Televizyon ekranlarında gencecik bir bedenin testere ile bedeni parçalanarak öldürülen genç bir kızdan bahsediliyor. Henüz lise öğrencisi olan Münevver Karabulut, 3 Mart 2009 yılında sevgilisi Cem Garipoğlu tarafından testere ile bedeni parçalanarak bavul ve gitarın içine saklanarak vahşice katledildi. Kadın cinayetlerinin hafızalara kazınan en büyük cinayeti olarak tarihe geçen bu olay yıllarca konuşuldu.

Eylem Pesen
Eylem Pesen

2- Eylem Pesen cinayeti

2009 yılında henüz 17 yaşındayken kocası tarafından öldürülen bir diğer isim ise Eylem Peşen oldu. Öyle ki eşi tarafından öldürüldükten sonra yine kocası tarafından acımasızca cansız bedeninin üzerinden 2 kez arabayla geçilmişti. Eylem Peşen cinayeti kadın cinayetleri arasında unutulmayanlar arasında yerini korumaya devam ediyor.

Özgecan Aslan
Özgecan Aslan

3-Özgecan Aslan cinayeti

Tarihler 2015 yılını gösteriyor. Türkiye ve dünya bir kadın cinayeti ile bir kez daha kahroldu. Mersin’in Tarsus ilçesinde bindiği minibüste tecavüze kalkışılıp daha sonra bıçaklanarak öldürüldükten hemen sonra cesedi ormanlık alanda yakılan üniversite öğrencisi 20 yaşındaki güzeller güzeli Özgecan Aslan’ın vahşice öldürülmesi gözyaşlarında sel olup aktı gitti.

Helin Palandöken
Helin Palandöken

4-Helin Palandöken  cinayeti

Adı Helin Palandöken henüz 17 yaşındaydı gözlerinde yarının umudu ve ışığı vardı. Lise öğrencisiydi. 2017 yılında sevgilisi tarafından pompalı tüfekle vurularak öldürüldü. Helin Palandöken kadın cinayetleri arasında hafızalara kazınan kaybolan hayatlar arasında yerini aldı.

Sarai Sierra
Sarai Sierra

5- Sarai Sierra cinayeti

Kadın cinayetlerini işleyenlerin dini, dili, ırkı yok. 2013 yılında Türkiye’ye gelen turist Amerikalı kadın Sarai Sierra “Laz Ziya” lakaplı bir adam tarafında öldürüldü. Daha sonra kadın cinayetinin asıl sahibinin kocası Steven Sierra olduğunun ortaya çıkması ise tüm dünyada yıllarca konuşuldu. Sarai Sierra eşinin organize ettiği biçimde planlı olarak öldürüldü. Sarai Sierra Türkiye’de günlerce aranmıştı.

Azime Erdoğmuş
Azime Erdoğmuş

6- Azime Erdoğmuş cinayeti

Yıl 2015 ve bu kez kadın cinayeti konusu ve yöntemi aynı. Yalnızca kurbanlar farklı. Kütahya’da 24 yaşındaki sevgilisi Azime Erdoğmuş’a pompalı tüfekle ateş ederek bir cana kıydı. Gencecik kızın hayatı televizyon ve basında çok geniş bir yer kapladı. Kadın cinayetlerinde gelinen son noktaya dikkat çeken bu genç ölüm maalesef diğer kadın cinayetlerinin önüne geçmeyi başaramadı.

Gülşah Aktürk
Gülşah Aktürk

7- Gülşah Aktürk cinayeti

Takvimler 2012 yılını gösteriyor. Kadın cinayetinin kurbanı bu kez gencecik bir öğretmen. Gülşah Aktürk, Van’da öğretmenlik yaparken sevgili olmak istemediği kişi tarafından ailesini ziyarete gittiği Konya’da yaşama şansı tanınmadan öldürüldü. Gülşah hayati tehlikesinin olduğunu bildirmesine rağmen kadın cinayeti kurbanı olmaktan kurulamadı. Türkiye uzun bir süre genç öğretmenine ağladı.

Şule Çet
Şule Çet

8-Şule Çet cinayeti

Yıl 2018 ve bu kez kadın cinayetinin ismi üniversitesi öğrencisi Şule Çet. 28 Mayıs 2018 yılında plazanın 20’nci katından şüpheli bir biçimde düşerek hayatını kaybettiği iddia edilen Şule Çet aslında 2 kişinin kurbanı olmuştu. Şule Çet davasında özellikle de sosyal medya kanalları üzerinden Şule Çet için adalet şeklinde çok paylaşım yapılmıştı. Şule Çet kadın cinayetleri konusunda en üzücü kurbanlar arasında yer aldı.  

Emine Bulut
Emine Bulut

9- Emine Bulut cinayeti

Belki de hiçbir kadın cinayeti bu cinayet karşısında bu kadar çaresiz ve aciz kalmamıştı. Suskun ve çığlıklar arasında yaşamla ölüm arasında gidip gelen kocaman bir hayat. Üstelik cinayetin en üzgün tanığı ise kızı olmuştu. Ağustos 2019 yılında Kırıkkale’de eski eşi ile buluştuğu kafede “Anne Ne Olur Ölme” diyen kızının gözleri önünde bıçaklanarak öldürülen Emine Bulut, bu sırada “Ölmek İstemiyorum” feryatları ile kadın cinayetleri arasında en dramatik ölüm olarak tarihe geçmiştir.

Güleda Cankel
Güleda Cankel

10- Güleda Cankel

19 yaşındaki üniversite öğrencisi Güleda Cankel’in eski sevgilisi tarafından öldürüldü. Türkiye’yi yasa boğan bu acı kadın cinayetinin son olmasını temenni ediyoruz.

Tüm yılların kadın cinayeti istatistiği!

Yukarıda adları geçen gencecik bedenler ve hayatlar sadece işlenen kadın cinayetlerinden küçük bir kesitini içermektedir.

  • Türkiye’de 2016 ile 2019 yılı dahil olmak üzere toplam öldürülen kadın sayısı 1.232 kişi.
  • Cinayetlerin çoğu büyük şehirlerde işleniyor.
  • Cinayet aletlerinde ateşli silah ilk sırada yer alıyor ve bu silahların % 83’ünün ruhsatsız olduğu tespit edilmiştir.
  • Kadın cinayetlerinin %72’si evde işlenmektedir.
  • Araştırmalar kadın cinayetlerinin en çok kış aylarında ve Cuma günü işlendiğini ortaya koymuştur.
  • Kadın cinayetlerinin en sık işlendiği saat dilimleri öğle 12:00 ila 18:00 arası olduğu tespit edilmiştir.
  • Kadın cinayetlerinde yaş ortalaması 26 ila 36 yaş arasındadır.
  • Kadın cinayetlerinde tarafların %58’i evli çiftlerden oluşmaktadır.
  • Kadın cinayetlerini işleyen erkeklerin eğitim durumuna bakıldığında da tabloda %46’sının ilkokul mezunu olduğu belirlenmiştir.
  • Kadın cinayetlerinin işlemesinde en büyük nedenler ise şöyle sıralanmaktadır; cinsellik, boşanma, eski eş, eski sevgili, kıskançlık, psikososyal nedenler ve en düşük neden ise ekonomik nedenler olarak tespit edilmiştir.

Türkiye’de ve tüm dünyada kadın cinayetleri son bulsun. Görüş ve önerilerinizi yorum kısmına yazarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

21 yorum

  1. Erkeklere henüz çocukken bile üstün insan muamelesi yapılması, kız çocuklarına tanınmayan her türlü özgürlüğün tanınması ve burası özellikle küçücük yaştayken kocaman kızları göstererek “hangisini alacaksın?” gibi bir soruyla büyütülmesi devam ettiği sürece bu cinayetlerin bitmesi zor. Kadın, zayıf değil, hiç kimsenin de korumasına ihtiyacı yok, zayıf olduğu beynine empoze edilerek büyütülüyor o kadar. Erkekler gibi öz güvenle büyütülmeye ve kendilerinin sadece insan oldukları için değerli olduklarına inanmalarına ihtiyaçları var. Birinin karısı ya da anası oldukları için değil.

  2. Maalesef ki ülkemizde cinayet, istismar haberleri gün geçtikçe artıyor. Bunlar duyduklarımız bir de kamuoyuna yansımayan kısım var. İhanet, geçim sıkıntısı, gibi bahanelerle birlikte binlerce can yok oluyor. Bence en temel sorunlardan biri birbirimize tahammülümüzün kalmaması, hayvana, kadına, erkeğe, çocuğa. Bu tahammül sınırlarını etkileyen bir çok neden var tabi yaşadığın coğrafyadaki sosyo-ekonomik sorunlar gibi bir çok etken var ama bunların hiç birisi bir canlının yaşamını sonlandırmaya vahşice öldürmeye sebep değil. Gelelim ikinci sorunumuza erken müdahale bir çok kadın korumaya ihtiyaç duyarak polis merkezlerinden yardım istiyor, ya olumsuz dönüş alıyorlar ya da yeterince ilgi göstermiyorlar. Genelleyerek konuşmak istemem ama üç yıl içerisinde kaybettiğimiz 1232 kadın bunun göstergesi. Zamanında müdahale ve tedbir almak büyük önem taşıyor ve bu görevleri yerine getirmeyenler ise bir o kadar da suçludur.

  3. Toplum olarak öz kimligimizden dini ve milli degerlerimizden uzaklaşarak her türlü kötülüklere zemin hazırlamış bulunmaktayiz.Yaşanan bu cinayetlerde bizi kendimize getirmiyor ve gün geçtikçe normalleşiyor dilerim ki en yakın Zamanda bu kötü gidişatın önüne geçilir

  4. Ülkemizde bütün yaftalar kadınlar üzerinden yapıldığı için erkekler rahat bir şekilde cinayet işliyor, tecavüz ediyor, kendi iğrenç özgüvensizliklerini kadınlar üzerinden tatmin etmeye çalışıyorlar. Din kisvesi altında toplum da bu suçlara, kadın mutlaka bir şey yapmıştır, gözüyle baktıkları için biz kadınlar yaşamak için daha çok öleceğiz.

  5. Schopenhauer diyor ki “Tüm istekler ihtiyaçtan, dolayısıyla yoksunluktan, dolayısıyla ıstıraptan doğar”.Bu iğrenç olayların sebebi erkeklerin bir şeyler kantilama çabası ve bir dışa vurumdan başka bir şey değil hayatları boyunca sefil ve zavallı olan bu zayıf ruhlar kendilerini ancak bu tür vahim olaylarla farkettirebiliyorlar.Bu güruh toplumda hiç bir zaman kendilerine yer bulamadıkları için ben de burdayım beni de görün ve fark edin diyerek zayıf benliklerini ancak böyle tatmin ediyorlar.Daha küçük bir çocukken çevrelerinde maruz kaldıkları bu kompleksler ilerki yaşlarda masum insanların bedel ödenmesiyle sonlanıyor son olarak Dostoyevski ile cümlelerimi sonlandırmak istiyorum;”Öylesine güzel bir gökyüzünün altında bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyordu”?

  6. Kadın cinayetlerine insanlar o kadar çok alıştı ki maalesef ülkemiz yeterince ses çıkarmıyor. Bu hepimizin başına gelebilecek bir olay ve asla ve asla taviz vermemiz gerekli bir insanın hayatı bu kadar ucuz olabilir mi ? Ceza ve kanunlara baktığımız zaman evet Yeterli gibi görünsede maalasef yürütme’de sıkıntı yaşıyoruz.Bunlar dışında eğitim herşeyin üstesinden gelebilecek güçte ülkemizde’ki her erkeğin ve kadının evlenmeden önce evlilik ile ilgili temel eğitim almaları kaanatindeyim insanlarımız maalesef ki çok bilinçsiz ve evliliğin ne olduğunu bilmeden evlenen o kadar çok kişi var ki ve bu onların daha ilerleyen dönemlerin ‘de anlaşmama , saygı gösterilmemesi , aşırı kıskançlık gibi unsurlar yüzünden biz bugün Kadın cinayetlerine şahit oluyoruz bence her birey kendini sorgulamalı ben “ne yapmalıyım”? bir vatandaş olarak bu iğrenç manzaralara karşı , yoksa binlerce kadın defalarca yine katledilecek umarım böyle haberler birdaha yaşanıp karşımıza çıkmaz.

  7. “Kadın” kelimesi ne kadar çok anlam içeriyor.Canında can taşıyan, bir cana hayat veren, onu büyüten, her ihtiyacına koşan, her anında olan bir eş, zora düştüğünde ilk akla gelen annedir kadın. Gün geçtikçe artan bu kadın cinayetleri aslında bir insanlığın bitişidir. Erkekler bu cinayetleri işlerken aslında sadece kendilerini öldürüyorlar. Ama farkında değiller. Doğdukları andan itibaren kızlardan üstün tutuldukları için mi bu durumda halk? Bir söz vardır kadın insan erkek insanoğludur diye. İnsanoğlu, insanlığı bitiriyor. Üzücü olan ise bizlerin bu duruma sadece seyirci kalıyor olmamız. Hergün binlerce kadın ölürken bizler sadece ve sadece izlemekle ve sosyal medyada paylasım yaparak vicdanımızı rahatlatmaya çalışıyoruz. Bunun en büyük kanıtıda Emine Bulut değilmidir. Onca insanın içinde boğazı kesilirken kameraya çekilmesi… Bizlerin seyirci kalmak yerine birseyler yapması gerekir. Bu cinayetlere dur denilmeli ki. Daha fazla çocuk annesiz kalmasın. Gelecek hayalleri olanların geleceği sönmesin.

  8. Geçmişten bu yana baktığımız zaman sinsilesinde 1934 yılından bu yana değinmek istiyorum.Bizlere kadının varlığını, üstünlüğünü, öncülüğünü, gücünü, farkındalığını var olduğunu öğreten, yok saymayan, seçme ve seçilme hakkı tanıyanda, erkek-kadın eşitliğini vurgulayan da ve bunu benimseten bir erkek( M.Kemal Atatürk ) olmasına rağmen günümüze döndügümüzde bir kesim erkeğin zorbalıkla üstünlük kurmaya çalıştığı bir çağa mağruz kalmış hissetmek kadının, kadınlık gururunu sarsan en büyük etkenlerden olmuştur. Bizi yaşatan kabullendirende bi erkekti bizi keyfi istediği için öldürende…Örf,adet,gelenek,görenek,adet,kan davası, beşik kertmesi,hepsinin bedelini “kadın” yapan bir zihniyet.. kadın okumaz,kadın konuşmaz, kadın seçmez seçilir, kadın evden çıkamaz, kadın açık giyinemez, kadın aşık olamaz olsada sevgisini anlatamaz…kadının insanlığı sorgulanamaz birileri ister ölür birileri ister yaşar. Sokakta yürürken arkamdaki katilim mı diye düşünemez katiliysede susar kader derler. Bir kadının ölümü diğer kadınları korkutmamalı çünkü kadın bu dünya gönderilmiş cennet meyvesidir. Çoğaldıkça güzelleşen güzelleştirendir. Evinde nefes, işinde savaşcı, dışarda dost, savaşta siper alan bir askerdir. Hiç bir kadın savunmasız değildir. Her kadın kadının sesidir. Yalnız olmadığımızı varlığımızı,gücümüzü dünyaya gösterdiğimiz tek bir vücutta birlik olmalıyız kadının tek dostu tek sesi başka bir kadındır.

  9. Kadın cinayetlerinin temelinde eğtimsizlik, sosyo-ekonomik ve psikolojik nedenler yatmatadır. Genelleme yaotığımızda da katillerin makdülün yakın çevresinden olması diğer incelenmesi gereken bir durumdur. Asıl neden sevgisizlik, yüreklerin kurumuş olması. Olayın gerçekleştiği zaman diliminde de zanlıların kadınları bir mal, ona ait bir eşya gibi görmesi. Bu durumun incelenmesi öncelikli uygulamalar olmalı.Mesela bu tarz cinayet işleyen katillerin hepsi özel hapishanelerde incelemeye alınmalı. Gerekli rehabilitasyon, eğitim verilmeli. Onlar için idam isteyen bir kesim var toplumumuza. Asıl bu istek içerisinde olan kişiler daha çok ürkütüyor insanları. Onlara idam verilmesi ödül olur. Türk ceza kanununun gerçekten bu katiller için yeterli olmadığını da görüyoruz. Yaptırımı olan cezalar verilmeli kesinlikle. Hukukçular- eğitimciler- psikolog ve psikiyatsisler el ele vererek bir rota belirlemeleri gerekli. En büyük sorumluluk da ailelere düşüyor. Öncelikle evladınız kaç yaşında olursa olsun ilginizi, sevginizi verin. Sevgi olan yerde kötülük olmaz.

  10. Toplumu suçluyoruz erkeği suçluyoruz aileyi suçluyoruz ama dönüpte hiç kendimizi suçlamıyoruz.. insan olarak doğmuş insanlığını kaybetmiş olarak yaşayan insanlar var , eğitim desen o da yok önce eğitim vermeliyiz … kafanızı çevirip gittiğiniz her olayın da sorumlusu sizsiniz sessiz kaldığınız yeteri kadar insan öldürülüyor … suçlu yada suçsuz kadın yada erkek kimse ölümü hak etmiyor .. kadın ne bir erkeğin şiddetini hak ediyor ne ölümü önce eğitim ve sessizliğimizi bozmalıyız oturmak burdan yorum yapmak çok kolay herkese

  11. Kadına kadın gibi hissedilmediği şiddetin arttığı degerin kalmadığı bu dünyada bu haberleri okumak bile insanın canını acıtıyor ne açmamış fidanlar ne annelerinin öpmeye kıyamadığı evlatları şiddetle yokolup gidiyor. İnsan hayatı bu kadar basit olamaz olmamalı. Kadına kadın gibi deger verilmeli incitilmemeli.

  12. Ben gerçekten artık şaşırmıyorum.Nedeni kadınlar a olan saygının sevginin küçük yaşta aşılanmaması.Bir de şiddetin normalmiş gibi gösterilmesi.Bunda da suç filmlerde;sapık ve işkence filmleri izleyenler gaza gelip bunu yakınlarına da uyguluyorlar.İşin kötüsü kurbanlarının bunu hakettiğini sanması.Sonra da kadın cinayetleri,çocuk tecavüzleri….vb

  13. Kadın cinayetlerinde hepimiz katili suçluyoruz; onu idam ettirmek, onu öldürmek ve yok etmek istiyoruz. Peki sosyolojik açıdan düşündüğümüzde sadece katil mi suçlu? Hayır biz hepimiz suçluyuz. Bu adamı yetiştiren aile, bu adamın gittiği okul, bu adamın varolduğu toplum… Hepsi, hepimiz suçluyuz ve biz kendimizi ve toplulumuzu değiştirmediğimiz sürece caydırıcı ne kadar büyük cezalar olursa olsun kadın cinayetleri bu toplumda son bulmayacak.

  14. Ne zamanki hümanist anlayışı doğru bir şekilde insanlara öğretilir o zaman kadın cinayeti çocuk tacizi tecavüzü ve katli son bulur hümanizin nedir derseniz hümanizm inasan insan olduğu için değer veren bir analayış biçimidir ne zaman ki insan sadece insan olduğu değer verirsek bu hazin sonlu vakaalarında sonuna geliriz diye düşünüyorum

  15. Önemli bir detayı farkettiniz mi? Cinayetler 12-18 saatleri arasında işleniyormuş genellikle…

    “Gece geç saatte tek başına dışarıdaydı, mini etek giymişti ve kırıtıyordu hakim amca!”

    “Aaa ağıt tahrik var yazık sana oğlum 40 yıl indirim veriyorum!”

    Hani gece tek gezen kadınlara uygulanıyordu bunlar? Sizin derdiniz başka ama…Kadın,erkek, hayvan farketmez can almak yasaktır; taciz etmek yasaktır yani bunu anlamak için yüksek lisans mezunu mu olmak gerekiyor? Yazık onca cana…

  16. Bu ülkede kadın olmak hayatınızın her alanında var olabilmek için mücadele etmek zorunda kalmaktır. Hayatınızın her anında ”Ben de varım!” diye haykırmak istemektir. Birileri tarafından sesinin hep kısılmasıdır. Öteki olmaya zorlanmaktır. Kısacası zordur bu ülkede kadın olmak.

    ”Nefes alıyorsak umut var demektir,” derler ya, bu ülkede kadınsan ve tüm kötülüklere rağmen hala nefes alabiliyorsan umut değil de şansın var demektir.

  17. Aile de başlayıp ,okul hayatıyla devam eden eğitim sürecinde kız çocuklarına uygulanan aşırı baskıcı ve ezici tavra karşılık,erkeklere uygulanan tam tersi davranış biçimi değismedikçe, çocuklarımıza erkek ya da kadından bağımsız olarak insan olmanın gereklilikleri öğretmedikçe ve vicdani sorumlulukları yerine getirecek bireyler yetiştirmedikçe bu sistemi değiştirmemiz mümkün değil.

  18. Kadın cinayetlerinin önlenebilmesi için ilk adım psikolojik sorunu olan insanların tespit edilmesi ve tedavi sürecinde kadının yanından uzak durmasıdır. Fiziki olarak kendini üstün gören erkeklerin kadınlara karşı dur durak bilmeyen tavırlarının önüne geçilmesinin bir an önce dahada fazla yolu bulunmalıdır. Bir kadın katiliyle evlenmemeli yada sevgili olmamalıdır. Kimse öldürülmeyi haketmez. Caydırıcı cezalar olmasına rağmen hala azalmak bilmeyen kadın cinayetlerinin bir an önce azalabilmesi umuduyla.

  19. Tüm Ortadoğu’nun kan ağladığı bir konudur kadın cinayetleri. İnsanların namus ve de din yaftası yaparak toplumdan soyutladıkları kadınlar, toplumda sadece ev temizliği yapan ya da çocuk doğurmaktan başka bir özelliği olmayan objeler olarak görülmektedir. Sözde parlementerler yetiştirdikleri cübbeliler yüzünden kadın cinayetlerini artmaktadırlar. Devletin başlıca kurumlarının 9 yaşındaki kız çocukları evlenebilir diye akla almaz fetvaları oldukça, kadın cinayetleri hep olacaktır. Önemli olan ise toplumun tüm karşı verdiği cevap nedir?

  20. Maalesef hep aynı senaryoda farklı hayatlar,bir kadın, kocası, sevgilisi veya bir erkek tarafından öldürüldüğünde kolayca namus cinayeti, cinnet, akıl hastası yaftalarını yapıştıran ve ceza indirimi sağlayan ataerkil adalet sistemimiz olduğu sürece daha çok kadının öleceği kesindir. “Kadın karnına koca bir dünyayı sığdırdı,siz dünyanıza bir kadını sığdıramadınız.”

  21. Kadınlar, kadınlarımız bu dünyada en değerli varlıklarımızdır. Değer bilmeyen insanlığını kaybetmiş vahşet saçan bu cinayetlere sebebiyet veren kimseler adaletten kaçamazlar. Keşke okullarımız da aynı zamanda ahlak, insani değer ile ilgili dersler verilse. Hepsi birbirinden pırıltılı hepsinin bir hayali vardı bu hayatta. Hayallerini onlardan çalanlar… artık kadın cinayetleri ülkemizde yaşanmaması, insani değerlerini kaybeden insanların, gerekli zamanda gerekli modahaleler yapılarak bütün bunlar yaşanmadan bu üzücü vakaların önüne geçilebilse. Dileriz bundan böyle bir kadın clnayeti yaşanmaması dileği ile…

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar