Seslendirme sanatçısı Mesud Uz’la çok ses getirecek bir röportaj gerçekleştirdik!

Seslendirme sanatçısı Mesud Uz’la çok ses getirecek bir röportaj gerçekleştirdik!

Seslendirme sanatçısı Mesud Uz’la çok ses getirecek bir röportaj gerçekleştirdik!

O görünmeyen çok sesli bir kahraman. Aynı zamanda bir yazar. İsmini henüz duymamış olabilirsiniz. Ama eminim sesini duyduğunuzda “ben bu sesi tanıyorum” diyeceksiniz.

Her filmde başka bir ünlünün sesi olan usta dublaj ve seslendirme sanatçısı Mesud Uz’la çok ses getirecek bir röportaj gerçekleştirdik.

Seslendirme sanatçısı mı? Dublaj oyuncusu mu? Yoksa mikrofon oyunculuğu mu? Siz mesleğinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

-Seslendirme Sanatçısı bu mesleğin klasikleşmiş ismidir. Fakat bu işin aslının oyunculuk olduğunu belirtmek gerektiğinde Mikrofon Oyunculuğu tabiri de işe yarıyor. Nitekim Batı’da da ”Voice Over Artist” yani sanatçı sıfatının yanı sıra “Dubbing Actor” yani oyuncu ifadesine rastlıyorsunuz.

Seslendirme yapmak eğlenceli mi? Hangi alanda dublaj yapmayı seviyorsunuz? Seslendirirken zorlandığınız bir karakter oldu mu?

-Gerçekten çok zevkli, çok eğlenceli ama bir o kadar yorucu bir iş. En rahat çalıştıklarımız eski pembe dizilerdi diyebilirim. Tarihi ve epik filmleri, eski tiyatro eserlerinin uyarlamalarını seslendirmeyi çok severim. En zorlayıcı olanlar arasında da spor ve savaş filmlerini sayabilirim. Son yıllarda çokça seslendirilen bazı televizyon programlarında da susmak bilmeyen adamlar yok değil.

300 Spartalı sinema filminde hem anlatıcı hem de bir karakter seslendirmesi yaptınız. Dublajınız mükemmelin çok çok ötesinde. Bu ruhu ve bu duyguyu nasıl yakalıyorsunuz?

-Tam üstüne bastınız işte; böyle filmleri seslendirmeyi severim demiştim! Mükemmel dublaj yoktur, iltifatınıza teşekkür ederim. Fakat bazı işlerde oyuncunun, yazarın hatta bütün bir film ekibinin duygusu, bizim sanatçı ruhumuza feci şekilde hitap edebiliyor. Bu da performansı olabildiğince yukarılara taşıyor.

Bir seslendirmeyi nasıl yapıyorsunuz? Rutin bir gününüzü kısaca anlatır mısınız? Beden dili, dudak okuma, metni deşife etme, aynı zamanda dinleme, dinlerken o duyguya girme… Bu kadar işi eş zamanlı yapmak zor olmuyor mu?

-Zaten bu mesleğin en büyük zorluğu bu kadar şeyi aynı anda yapmak! Belki de bu yüzden memleket oyuncu ile dolu olduğu halde dublaj sanatçısı çok nadir bulunuyor.

Ses aşıkları vardır mesela! Sizi görmeden sesinize aşık olan birileri oldu mu?

-Başkasının aşkı hakkında konuşmayayım ama benim aşık olduğum sesler var. Sağolsunlar, benim sesimi de beğendiğini söyleyenlere rastlıyorum. Bazı filmler veya karakterler de insanları çok etkiliyor; seslendirme performansının da buna katkısı olduysa, bizi o işlerden tanıyan ve hayranlık ifade edenler olabiliyor.

İlk seslendirmenizi ne zaman yaptınız?

-Doksanların ortaları. Radyoda yayınlanmak üzere bir sakız reklamı seslendirmiştim. O zamanlar Hacivat ile Karagöz tarzı seslendirmeler ile çok uğraşıyordum. O reklamda da biri diğerine yeni çıkan bir sakızı tavsiye ediyordu.

Mesud Uz kimdir biyografi

Dublaj eğitimi almak için bir okul, atölye var mı? Bu okul ya da kurslar dublaj yapmak için yeterli mi sizce?

-Benim de zaman zaman derslere girdiğim okul, mesela, yeterli olmadığını itiraf ediyor. Yeterli olması için yıllarca sürmesi gerekir. Bu iş hep içinde pişilen bir iş olmuştur. Kaldı ki “oldum” dediğiniz anda yerinizde saymaya, kendinizi tekrarlamaya başlarsınız. Hayatın her alanında olduğu gibi kendimizi güncellememiz de gerekiyor. Zamanın ruhu ile beraber medyanın ve sanatın ruhu da her an değişiyor. Bunun bir parçası olmayı sürdürecekseniz değişime ayak uydurmalısınız.

Bazı dizi oyuncularına zorunlu olarak dublaj yapılıyor. Bu durum oyuncunun oyunculuğuna ne kadar etki yapıyor sizce? Oyuncuların dublaja ters bir bakış açısı oluyor mu?

-Yerli dizilerimizdeki oyuncular dublaja çok şey borçludur. Seslendirme sanatçıları, ekran oyuncularının performasını daima çok yukarılara taşımıştır; birçoğunu adeta yoktan var etmiştir. Ters bakış açısı olan oyuncu, kompleks sahibi demektir; müteşekkir olmalılar.

Dublaj yapan sanatçılar ne kadar para kazanıyor? Sektörden biraz bahseder misiniz?

-Ben rızık inancı olan biriyim. Ancak seslendirmenin finansal anlamda ihmal edilmişliği de su götürmez bir hakikattir. Belki bu mesleğin başlangıçta bir “ek iş” addedilmesinin bunda etkisi olabilir. Teknolojinin ilerlemesi ile stüdyo açmak da kolaylaştı; eskisi gibi korkunç fiyatlı cihazlara ihtiyaç kalmadı. Bu da ne hikmetse bizim memlekette elbirliğine, gönül birliğine değil haksız rekabete yol açtı. Hep birlikte dibe vuruyoruz.

Yeşilçam Sineması’nın seslendirmelerini başarılı buluyor musunuz?

-Türkçe itibariyle muazzam! Ama bana oldum olası biraz yapmacık gelmiştir. Gerçi Yeşilçam ne ki seslendirmesi ne olacak… Hastalıklı bir sinemamız olduğuna inanıyorum. Medya bizde Türk modernleşmesi denilen hazin serüvenin, sekülerleşmenin propaganda organı tayin edilmişti; sinema da maalesef bu hizmeti çokça gördü. Yeşilçam, Türkiye’nin bir dönemini görmek isteyenlere bir ibret tablosudur.

Seslendirme sırasında unutamadığınız ilginç, sıra dışı bir anınız var mı?

-Tarık Tibet ağabeyimiz dublaj esnasında vefat etti, rolü yarım kaldı. Yeniden seslendirmek de bu fakire düştü. Yayıncıdan rica edilerek, bıraktığı yere kadar onun sesiyle yayınlanıp, vefatına dair altyazı geçilse, sadece devamını ben konuşsam şeklinde bir hayal kurdum ama ciddiye alan olmadı.

Mesud Uz 2020

Biraz da gündem diyelim. Röportajlar tarihe ve dönemlere de ışık tutar. Corona virüsü hakkında neler söylersiniz?

-Öldürülecek çok çekik gözlü vardı ama topu Frenk illerine atmayı başardılar! Birileri dünyayı yönetmeye soyunmuş; sürekli yeni numaralar deniyorlar. Ancak ben onların gücünü ve tesirini gözümüzde fazla büyütmeyi doğru bulmuyorum. Biz düne kadar “Hakk’ın bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır” diyen bir millettik; zulmün topundan, güllesinden bu kadar korkmak bize yakışmaz. Kolonya kuyrukları matrak olsa da marketleri boşaltmak züldür, ayıptır. Ancak bir yere kadar tedbir almak, uyanık olmak her zaman gerekli.

Seslendirme dışında neler yapıyorsunuz? Oyunculuk, müzik, resim, kitap…! Yeni projelerinizden bahsedebilir misiniz?

-Oyunculuğu evde ayna karşısında yapıyorum; bazen de asansörde, berberde filan… Çağırırlarsa sette, sahnede de yapacağım. Kitabı da, defteri de… Hepsi için aynı şey geçerli: Öne çıkma kaygısını içimde bir türlü yeşertemedim. Ben de başka tohumlar yeşertmenin peşine düştüm. Çoktandır farklı rüyalar görüyorum. Permakültür ile, doğal ve ekolojik tarım ve mutfak teknikleri ile ilgileniyorum. Karşınıza bambaşka sürprizler ile çıkacağım!

Bu güzel ve çok keyifli röportaj için çok teşekkür ederiz.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

4 yorum

  1. Sesin gerçek sahibini görünce çok şaşırdım. Hep merak etmiştim.Çok keyif alarak okudum. Ayrıca korona ile ilgili söylediklerinizde çok haklısınız. Seslendirme adına özel eğitim veriyor musunuz?

  2. İnanamadim. Bu sesin sahibini hep farklı hayal etmiştim. Ne yalan soylim 300 spartalı filmlnde hayran olmuştum. Bizi böyle güzel bir röportaj ile bulusturdugunuz için teşekkür ederim. Lanet Corona ev hapsi derken güzel bir yazı okudum.

  3. Ben koronavirüs hakındaki düşüncelerinize tebessüm ettim, çok samimi. Seslendirme sanatçılarının oyuncular üzerinde etkisi çok büyük, kıymet bilirlerse tabi… Ben de sektörde iş bulmak için değil ama en azından şirket çalışanlarıma hitabet açısından özel ders almak isterim doğrusu.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar